ps arti basketbol mouse futbol gulenyuz mercek kahve kalem egitim oyun egitim1 foto kalp eglence dunya bilim iletisim yaprak menu1 istatistik ucak ayar yorum1 windows monitor canta whatsapp duyuru apple yemek power wifi kullanici ceptelefonu klasor soru yildiz takvim at ates yorum rastgele tamir xbox sinema moda nota bilgi alinti saglik saat video menu2 gozluk ok ev kadin astroloji bitcoin araba
Dini ve İslami Bilgiler | Allah yolunda

Kavga Edenlere Nebevî Talim

12.06.2021
0
Kavga Edenlere Nebevî Talim
REKLAM ALANI

Cenâb-ı Hak, Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-’e ve onun şahsında bütün ümmete şöyle buyurur: “Sen (dâimâ) af yolunu tut ve iyiliği emret…” (el-A’raf, 199)

Bu emri tatbik husûsunda, hiç şüphesiz ki Allâh Rasûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem-, bizler için en güzel ve mükemmel bir örnektir. O’nun sergilediği güzel ahlâk, merhamet ve af tezahürleri, âdetâ melekleri dahî imrendirecek erişilmez bir yüceliktedir.

İşte bunlardan bir tanesi:

Mekke’nin fethi günü Allâh Rasûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem-, umûmî bir af ve emân ilân etmişti. Yıllardır zulüm ve düşmanlıktan başka bir şeye şâhid olmayan Mekke, o gün sergilenen büyük bir af bayramıyla tarifsiz bir muhabbet ve merhamet tecellîsi yaşıyordu. Ancak Mekkelilerden Fudâle isimli bir şahıs, bu güzelliğe gölge düşürmek istercesine Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-’i öldürmek kastıyla mübârek yanlarına sokuldu. Onun niyetini mânen bilen Allâh Rasûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem-, hiçbir telâş ve kızgınlık göstermeyip, şefkat ve rahmet kanatlarını açarak Fudâle’ye:

“–Sen Fudâle misin?” diye sordu.

Fudâle:

“–Evet!” dedi.

Ardından O Rahmeten li’l-Âlemîn:

“–Ey Fudâle! Zihninde kurduğun şeyden tevbe ve istiğfar et!” buyurdu ve mübârek ellerini onun göğsüne koydu.

Böylece daha o anda zihnindeki öldürme düşüncesi giden Fudâle’nin kalbi, îmân nûru ile doldu ve Allâh Rasûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem-, bir anda kendisi için yaratılanların en sevgilisi hâline geldi.

SENİ ÖLDÜRMEYE GELEN, SENDE DİRİLSİN!

Hiç şüphesiz ki bu hâl, “Seni öldürmeye gelen, sende dirilsin!” şeklinde ifâde edilen, çok üstün bir davranış ve olgunluktur ki, İslâm târihi, bunun kâbına varılmaz sayısız misâlleriyle doludur. Nitekim başta Hazret-i Ömer ve daha niceleri, hep bu güzel üslûbun kıymetli birer meyveleri olmuşlardır. Hazret-i Mevlânâ buyurur:

“Allâh’ın rahmetinin kemâli ve kerem deryasının dalgalanması neticesinde her çorak yere yağmur yağıyor, her susuz yer suya kavuşuyor!”

“Ey hidâyete çağıran! Bilesin ki, kem gözün ilacı, iyi gözdür! İyi göz ve güzel bakış, kem gözü ayağı altında ezip yok eder. İyi göz ve temiz nazar; Allâh’ın rahmetinin, kahrından daha üstün oluşundandır, rahmettendir. Kem göz ise, kahırdan, yâni lânetten ileri gelir. Dolayısıyla güzel bakış Hakk’ın rahmetinden olduğu için, kem göze gâlib olur. Bu hâl, hadîs-i kudsîdeki: «Rahmetim gazabımı geçmiştir.» (Buhârî, Tevhîd, 55) beyânının bir tecellîsidir. Hem bilesin ki, Allâh’ın rahmeti, her zaman kahrından üstündür. Bu bakımdan her peygamber, kendisine karşı gelen düşmanlarına gâlip gelmiştir.”

“Öyleyse belâyı gidermenin çâresi, sitem veya zulüm etmek değildir. Onun çâresi affetmek, bağışlamak ve kerem eylemektir. «Sadakalar belâyı defeder»1 nebevî îkâzı seni uyandırsın. Artık hastalık ve belâları tedavi usûlünü iyi anla!..”

“Ancak şunu da unutma ki, zâlimleri affetmek, mazlumlara zulmetmektir. Hırsızlara ve her türlü kötü insanlara acımak; zayıf insanlara gadretmek, onlara merhamet etmemektir.”

Bu dengeyi güzel ayarlamak gerekir. Çünkü, Allâh, “Gafûru’r-Rahîm”, yâni çok bağışlayıcı ve merhamet sâhibi olmakla birlikte; “Azîzün zü’ntikâm”, yâni zulüm ve haksızlıkla insanlara ve hakka mütecâviz olanlara karşı da intikam alıcı bir izzet sâhibidir.

KAVGA EDEN İKİ KİŞİ GÖRÜRSENİZ

Rasûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- bir hadîs-i şerîflerinde:

“−Kavga eden iki kardeşinizi gördüğünüz zaman, zâlime de mazlûma da yardım ediniz.” buyurmuşlar ve sahâbenin:

 “−Yâ Rasûlallâh! Mazlûmu anladık. Fakat zâlime nasıl yardım edeceğiz?” suâline mukâbil:

“−Onun da zulmüne mânî olmak sûretiyle…” (Buhârî, İkrâh, 7; Müslim, Birr, 62) cevabını vermişlerdir.

Hâsılı söylemek istediğimiz şudur ki, bugün dünya ile birlikte ülkemiz insanları da îmânî ve İslâmî bakımdan birer yaralı kuş gibidirler. Dikkatli ve hassas bir şekilde onların yaralarını sarmak, bunun için de merhamet ve muhabbetle yaklaşmak zarûrîdir. Bu da, elbette ki anlatmaya çalıştığımız üslûp ve muhtevâ içerisinde gerçekleşebilecek bir keyfiyettir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Vakıf İnfak Hizmet, Erkam Yayınları

Dipnot:

1-) Bkz. Tirmizî, Zekât, 28; Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, I, 108.

REKLAM ALANI
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.