ps arti basketbol mouse futbol gulenyuz mercek kahve kalem egitim oyun egitim1 foto kalp eglence dunya bilim iletisim yaprak menu1 istatistik ucak ayar yorum1 windows monitor canta whatsapp duyuru apple yemek power wifi kullanici ceptelefonu klasor soru yildiz takvim at ates yorum rastgele tamir xbox sinema moda nota bilgi alinti saglik saat video menu2 gozluk ok ev kadin astroloji bitcoin araba
Dini ve İslami Bilgiler | Allah yolunda

Hazret-i Ebû Bekir’in Peygamber Efendimiz’e Olan Sevgisi

06.07.2021
0
Hazret-i Ebû Bekir’in Peygamber Efendimiz’e Olan Sevgisi
REKLAM ALANI

Hicret esnâsında Sevr Mağarası’na doğru giderken Hazret-i Ebû Bekir -radıyallahu anh-, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in kâh önünde, kâh arkasında yürüyordu.

Allah Rasûlü -sallâllahu aleyhi ve sellem-:

“–Ey Ebû Bekir, niçin böyle yapıyorsun?” diye sordu.

Hazret-i Ebû Bekir -radıyallahu anh-:

“–Yâ Rasûlâllah! Arkanızdan yetişebileceklerini düşünüyor, arkadan yürüyorum; ileride pusu kurup bekleyebileceklerini düşünüyor, önünüzden yürüyorum!” dedi.

ELBİSESİNİ PARÇALAYARAK YILAN DELİKLERİNİ KAPATTI

Nihâyet Sevr Mağarası’na ulaştılar. Ebû Bekir -sallâllahu aleyhi ve sellem-:

“–Yâ Rasûlâllah! Ben mağarayı temizleyinceye kadar, Siz burada bekleyin!” dedi ve mağaraya girdi. Mağaranın içini temizledi. Eliyle yokluyor, bir delik bulduğunda hemen elbisesinden bir parça yırtıp orayı kapatıyordu. Bu minvâl üzere üst elbisesinin tamâmını deliklere tıkadı, sadece bir delik kaldı. Ona da topuğunu koyduktan sonra:

“–Artık gelebilirsiniz ey Allâh’ın Rasûlü!” dedi.

Sabah olduğunda Hazret-i Ebû Bekir’in üst kısmında elbise olmadığını fark eden Allah Rasûlü -sallâllahu aleyhi ve sellem-:

“–Elbisen nerede, ey Ebû Bekir?” diye hayretle sordu.

Ebû Bekir -radıyallahu anh- akşam yaptıklarını anlattı. Bu âlicenap davranış karşısında son derece duygulanan Allah Rasûlü -sallâllahu aleyhi ve sellem-, ellerini kaldırarak Ebû Bekir -radıyallahu anh- için duâ buyurdu.[1]

“SANA BİR ŞEY OLURSA ÜMMET HELÂK OLUR”

Müşrikler, mağaranın ağzına kadar geldiklerinde endişeye kapılan Hazret-i Ebû Bekir Sıddîk, Rasûlullâh -sallâllahu aleyhi ve sellem-’e hitâben:

“–Ben öldürülürsem, nihâyet bir tek kişiyim, ölür giderim. Fakat Sana bir şey olursa, o zaman bir ümmet helâk olur.” diyordu.

Peygamberimiz ayakta namaz kılıyor, Hazret-i Ebû Bekir de gözcülük yapıyordu. Hazret-i Ebû Bekir:

“–Mekkeliler Sen’i arayıp duruyorlar. Vallâhi ben kendim için endişelenmiyorum. Fakat Sana zarar vermelerinden korkuyorum.” dedi.

Rasûl-i Ekrem -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Yâr-ı Gâr’ına (Mağara Dostu’na):

“–Ey Ebû Bekir! Mahzûn olma! Hiç şüphesiz Allah bizimledir!” buyurdu.[2]

HAZRET-İ EBÛ BEKİR’İ YILAN ISIRINCA…

Sevr Mağarası’nda Allah Rasûlü -sallâllahu aleyhi ve sellem-, bir ara mübârek başlarını Hazret-i Ebû Bekir -radıyallahu anh-’ın dizine koyup hafif bir uykuya dalmışlardı. O esnâda Ebû Bekir -radıyallahu anh-, mağarada açık kalan bir deliği ayağıyla kapatıyordu.

İmtihân-ı ilâhî, gerçekten de bir müddet sonra Ebû Bekir -radıyallahu anh-, düşüncesinde haklı çıktı. Zira bir yılan, Hazret-i Ebû Bekir’in ayağını şiddetli bir şekilde ısırdı ve zehrini akıttı. O büyük sahâbînin canı o kadar yandı ki, Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- uyanmasın diye hiç kıpırdamadıysa da, gözlerinden süzülen birkaç damlaya mânî olamadı. Öyle ki, bu inci tânesi damlalardan biri, Allah Rasûlü -sallâllahu aleyhi ve sellem-’in vech-i mübâreklerine düşüverdi.

Bunun üzerine uyanan İki Cihan Serveri -sallâllahu aleyhi ve sellem-:

“–Ne var yâ Ebâ Bekir? Ne oldu?” diye sordu.

Hazret-i Ebû Bekir -radıyallahu anh-:

“–Bir şey yok yâ Rasûlâllah!” dediyse de, Allah Rasûlü -sallâllahu aleyhi ve sellem-’in ısrârı üzerine meseleyi anlatmak zorunda kaldı[3] ve:

“–Anam-babam Sana fedâ olsun yâ Rasûlâllah! Ayağımı yılan soktu!” dedi.

Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem-, Hazret-i Ebû Bekir’in ayağına mübârek tükürüklerinden sürdü. O anda sanki hiçbir şey olmamış gibi Ebû Bekir -radıyallahu anh-’ın elemi dindi, ıztırâbı sona erdi.

Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- vefât ettikten sonra bu zehir tekrar tesirini gösterdi ve Hazret-i Ebû Bekir’in şehâdetine sebep oldu.[4]

Dipnotlar: [1] Bkz. Hâkim, III, 7/4268; İbn-i Kesîr, el-Bidâye, III, 222-223; Ali el-Kārî, Mirkāt, Beyrut, 1992, X, 381-382/6034; Ebû Nuaym, Hilye, I, 33. [2] İbn-i Kesîr, el-Bidâye, III, 223-224; Diyarbekrî, Târîhu’l-Hamîs, Beyrut ts., I, 328-329. [3] Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve ve Ma’rifeti Ahvâli Sâhibi’ş-Şer’iyye, ta’lik: Abdülmu’ti Kal’acî, Beyrut 1985, II, 477; İbn-i Kesîr, el-Bidâye, III, 223. [4] Ali el-Kārî, Mirkāt, X, 381-382/6034.

Kaynak: OSman Nûri Topbaş, Gönüller Sultanı Efendimiz’e Muhabbet, Erkam Yayınları.

REKLAM ALANI
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.